Archive for Ocak, 2010

Sana Geliyorum

Görmeden, doğduğum gecenin seherini,
Ellerim değmeden anama
Ve günah izi yokken dudaklarımda,
Bebeklere has bir dille ağlayarak,
SANA geliyorum SANA
Çırılçıplak…
Bir garip ağaç oldum aşk ülkesinde,
Köklerim sığmadı zamana;
Silktim ham meyvelerimi utandım da,
Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak.
SANA geliyorum SANA
Dal-budak…
Ne bir dürüm ekmek var heybemde,
Ne içecek suyum kana kana…
Bir tutam umutla düştüm yollara,
Bazen yürüyerek, bazen koşarak,
SANA geliyorum SANA
Yalın ayak…
Yollar uzadıkça yük ağırlaştı,
Ateş [...]

No ResponsesOcak 30th, 2010

Sen Gidince Ya Rasulullah

Güneşin doğuşunda acı bir ateş var
Yakar durur yüreklerimizi
Bu güneş içimizde yanar Ey Nebi,
Sen gittin gideli Ey Resul
Gökyüzünde bir sessizlik var,
Kuşlar eskisi gibi cıvıl cıvıl ötmüyor
Ey Nebi
Onlar da Rasülüne hasret,
Bu gönüller Rasulüne hasret
Bu yüreklerimizdeki akan deryaların
Su damlalarında ki yıldızlar gibiydi
Gözlerin, Ya habibullah
Medineye, kapına gelirdik,
O nur kokunu duymak için
Cıvıl cıvıl öterdi kuşlar
Nur-i çehrende,
Kokun öyle güzeldir ki
Karşıdan Allahın [...]

No ResponsesOcak 30th, 2010

Bu Kadın Defnedilemez

Ebu Hanife’nin meclisine gelen biri şöyle bir suâl sordu:
– Hamile bir kadın doğum sırasında vefat etti. Onu yıkamak üzere tahtanın üzerine koyduklarında karnındaki çocuğun yaşadığı anlaşıldı. Bu kadın böylece defnedilecek mi, yoksa bekletilecek mi? Kadın şu anda yıkama tahtası üzerinde beklemektedir. Mecliste hazır bulunanlar birbirlerine bakıştılar. Bazıları:
– Bu kadın defnedilemez. Ancak bekletilir. Ola [...]

No ResponsesOcak 30th, 2010

Kelime-i Şehadetin ağırlığı

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bir gün, ihlâsla söylenmiş bir kelime-i şehâdetin, âhirette mü’minin terâzisinin sağ kefesini nasıl yükselteceğini şöyle anlatmışlardır:
‘Azîz ve Celîl  olan Allah Teâlâ kıyâmet günü, ümmetimden bir adamı halkın içerisinden alır ve onun için doksan dokuz adet büyük defter açar. Her defter, gözün alabildiği kadar büyüktür. Allah Teâlâ adama sorar:
‘ Bu defterde [...]

No ResponsesOcak 30th, 2010

Söz Dinleyen Kazanır

Bir kâfilede bulunan insanlar, Ebü’l-Hasan Harkânî hazretlerinin huzûruna gelip;
- Yollar korkuludur. Bize bir duâ öğretiniz.” diye istirhâm edince;

- O zaman, Ebü’l-Hasan’ı hatırınıza getiriniz, buyurdu.

Bu söz, gelenlerin hoşlarına gitmedi. Yolda eşkıyâ, önlerine çıktı. Hepsinin mal ve metâlarını aldı. Yalnız, Ebü’l-Hasan-ı Harkânî hazretlerini hatırlayan bir kimsenin malına zarar gelmedi. Bu hâle arkadaşları şaşıp, sebebini sorduklarında;

- Ebü’l-Hasan-ı [...]

No ResponsesOcak 30th, 2010

Hırsız Evliya

Ortaköy Rumlarının gönüllerini İslama çelip çaldığı için Hırsız Aziz, (Hırsız Evliya) derlermiş Rumlar Yahya Efendi’ye.

Kosta adında bir Rum Kaptan varmış, şarapçılık yaparmış, çok da içtiği için ayık anı olmazmış. Ama Yahya Efendi‘yi nerde görse, eline kapanırmış. Yahya Efendi de sırtını sıvazlıyarak.
-Kastın ne Kosta? Niye harâb ediyorsun kendini bu kadar? der gönüllermiş.
Bir böyle, iki böyle derken [...]

No ResponsesOcak 30th, 2010

Günahkar Ağızdan Çıkan Dua

Bir kâfilede bulunan insanlar, Ebü’l-Hasan Harkânî hazretlerinin huzûruna gelip;
-Yollar korkuludur. Bize bir duâ öğretiniz, diye istirhâm edince; buyurdu ki:
- O zaman, Ebü’l-Hasan’ı hatırınıza getiriniz!
Bu söz, gelenlerin hoşlarına gitmedi. Yolda eşkıyâ, önlerine çıktı. Hepsinin mal ve metalarını aldı. Yalnız, Ebü’l-Hasan-ı Harkânî hazretlerini hatırlayan bir kimsenin malına zarar gelmedi. Bu hâle arkadaşları şaşıp, sebebini sorduklarında;
-Ebü’l-Hasan-ı Harkânî’yi hatırladım [...]

No ResponsesOcak 30th, 2010

Azap Melekleri ve Günahkar Genç

Mahşerde bir genç, Allah Teala’dan aman dilemiş. Günahı pek çokmuş. Melekler, onu cehenneme atmak için koşmuşlar. Fakat yüce ihsan sahibi Hakim-i Teala, ona yaran olmuş. Melekler tam onu yakaladıkları sırada,
“Neden bu genci cehenneme sürüklüyorsunuz?” diye bir hitap gelmiş.

Onlar şöylece cevap vermişler:
“Onu cehenneme atmak için sürüklüyoruz.”
Bunun üzerine yene Allah Teala’dan bir hitap gelmiş.
“Şaşılacak [...]

No ResponsesOcak 30th, 2010

Ayeti Kerimenin İndirdiği İftar

Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin küçük yaşta hastalanırlar. Hz. Ali ile Hz. Fatıma çocuklar iyi olunca, ikisi de oruç tutar. Birinci gün, iftar için hazırladıkları yemeği, o esnada kapılarına gelen yetimlere vererek, iftar etmeden, ikinci günün orucuna başlarlar. O akşam iftarlığını da, yine o saatte kapıya gelip, (Allah için bir şey verin!) diyen fakir ve [...]

No ResponsesOcak 30th, 2010

Emanet Fare

Yûsuf adında gezgin bir zât, Zünnûn-i Mısrî hazretlerinin İsm-i âzamı bildiğini öğrenince, Mısır’a gitti. Huzûruna varınca, önceleri iltifat görmedi. Sonra huzûra kabûl edildi ve Zünnûn-i Mısrî hazretlerine bir sene hizmet etti. Bir gün ona; – Ey üstâd, sana bir sene hizmet ettim, artık hakkımı vermen gerekir. Senin İsm-i âzamı bildiğini söylediler. Onu, benden iyi emânet [...]

No ResponsesOcak 29th, 2010